Evinize yeni bir hayvan kattığınızda ilk haftalarda en çok merak edilen konu genellikle beslenme oluyor. Ancak birkaç ay geçtikten sonra sorular değişir: "Kedim neden sürekli kaşınıyor?", "Köpeğimin kusması normal mi?", "Tavşanımın burnu akıyor, beklemeli miyim?" Bu tür belirtiler çoğu zaman basit nedenlere bağlıdır ve evde yapılabilecek küçük düzenlemelerle geçer. Bazıları ise vakit kaybetmeden veterinere gitmeyi gerektirir. Aradaki farkı görebilmek, hayvan sahibi olmanın en değerli becerilerinden biridir. Aşağıda sık rastlanan sorunları, evde uygulanabilecek makul yaklaşımları ve "artık beklemeyin" diyebileceğimiz uyarı işaretlerini adım adım ele alıyoruz.
Bir hastalığı fark etmenin tek yolu, hayvanınızın normalini bilmektir. Günlük kaç öğün yiyor, ne kadar su içiyor, dışkısı nasıl, ne kadar uyuyor, oyuna nasıl tepki veriyor? Bunları kabaca bilen bir sahip, en ufak sapmayı günler öncesinden yakalar.
Haftada bir, birkaç dakikalık basit bir kontrol alışkanlığı edinin:
Bu kontroller aynı zamanda tüy bakımı rutininin bir parçası olarak yapılabilir; taramaya oturduğunuzda deriye de bakmayı alışkanlık hâline getirmek en pratik yöntem.
Kusma ve yumuşak dışkı, hem kedilerde hem köpeklerde en sık görülen tablodur. Sebep genellikle mama değişikliğinin ani yapılması, çöpten bir şey yemesi ya da stres olur. Sağlıklı, yetişkin bir hayvanda tek seferlik kusma ve iyi genel durum varsa, 8-12 saat yemek verilmeyip su erişimi açık bırakılabilir; ardından küçük porsiyonlarla sade bir diyete (haşlanmış beyaz et, pirinç gibi) geçilir ve 2-3 gün içinde normal mamaya kademeli dönülür. Mama geçişlerini bir hafta boyunca karıştırarak yapmak, bu sorunun en kolay önlenme yoludur; beslenme planı konusundaki genel kurallar bu noktada işinize yarayacak.
Sürekli kaşınan, kendini yalayarak tüy açan bir hayvanda ilk şüphe pire, kene ve mantardır. Pire tarağı ile tüy dibine bakın: siyah, kum tanesi gibi noktalar ıslatıldığında kırmızıya dönüyorsa pire pisliğidir. Dış parazit koruması düzenli, doğru dozda ve hayvanın türüne uygun ürünle yapılmalıdır. Kedilere köpek ürünü uygulamak ciddi zehirlenmelere yol açabilir; ürün seçimini mutlaka veterinerinize danışın.
Kulağını sürekli kaşıyan, başını tek yöne eğen ya da sallayan bir hayvanda kulak enfeksiyonu veya kulak uyuzu olabilir. Kulağa pamuklu çubuk sokmak zarara yol açar; sadece dış kısmı, veteriner onaylı bir kulak temizleyicisiyle silmek yeterlidir. Gözde hafif, berrak akıntı ıslak pamukla temizlenebilir, fakat sarı-yeşil akıntı, şişlik, gözü kapatma veya ışıktan rahatsızlık varsa bekleme yapılmamalıdır.
Kötü ağız kokusu "hayvanlarda normal" değildir. Diş taşı, iltihaplı diş etleri ve ağrılı dişler yaşlanan kedi ve köpeklerde iştahsızlığın en sık sebeplerindendir. Haftada iki-üç kez, hayvanlara özel macunla diş fırçalamak uzun vadede en etkili korumadır.
Kuşlar, tavşanlar, hamster ve kobaylar hastalıklarını uzun süre saklar; belirti verdiklerinde tablo genellikle ilerlemiştir. Kuşta tüyleri kabartıp kafesin dibinde durma, tavşanda 12 saatten uzun süre yem yememe ve dışkı üretmeme acil durumdur. Bu türlerde "birkaç gün bekleyip görelim" yaklaşımı işlemez.
Hayvan hastalıkları ve tedavi konusunda evde yapılabilecekler destekleyici niteliktedir; teşhis koymak ve ilaç seçmek veterinerin işidir. Aşağıdaki durumlarda ertelemeyin:
Evde asla insan için üretilmiş ağrı kesici veya ateş düşürücü verilmemelidir. Bu ilaçların birçoğu kedi ve köpeklerde karaciğer ve böbrek yetmezliğine yol açar.
Sorunların büyük kısmı düzenli bir rutinle daha ortaya çıkmadan engellenebilir. Aşı ve parazit takviminizi bir yere yazın, yıllık genel kontrolü atlamayın, hayvanın türüne uygun k